26/8/2010 - Özgün bakış |
1. Resim: 22 Agustos sabahı yoldan geçen arabanın üzerinde yapışık duran ilanı farkedince Özgün bana ; Ahmet abi bu yazının anlamı ne diye sordu. Bende yazıyı tercüme eder etmez hemen resim makinamın tuşuna basıverdim. Bizim çocuklar, bizim çevre-yaşamalanı, bizim gelecek! İyiimserliğin dibe vurduğu böyle bir zaman diliminde doğru fotoğraf etkili bir umuda çağrı gibi duruyor.
2. Resim: Dünya doğallığını kaybederken, Amsterdam her geçen sene bir daha doğallığa doğru yol alıyor. Alın size Amsterdam´ın göbeğinde yol ortasında bir Günebakan çiçeği. Bu şehirde artık saksılarda duvar diplerinde , parklarda ve bahçelerde, dünyanın her kösşesinden bir bir çeşit baharat ve çiçekleri bulmak münkün. Bu kente doymuştum ama salt bu yüzden beni buraya bağlıyor bu gidişat. Bu yıl çektiğim resimler bunun bir kanıtı olsa gerek.
3. Kavak agaçlarında oluşan göz şekilleri. Amaca birileri özel olarak mı bu şekli veriyor dedirtircesine göz göze bırakıyor insanı.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : Özgün Koluaçık'ın,özgün bakışı,bizim çocuklar |
9/6/2010 - BU KEZ OYUM, SOSYALİST PARTİ´YE! |
BU KEZ OYUM, IRAK´IN AFGANİSTAN´IN İŞGALİNE KARŞI ÇIKAN SOSYALİST PARTİ´YE!
Bu kez ne TüRK sifatı kullanıp oy avcılığı yapan adaylara ve partilere ve nede eşit hak-hukuk deyip, ` Turkse Netwerk` gurupları kuran menfaatcıların tavsiyelerine uyacağım...Oyumu SP Listebaşına verceğim. Anlayana siviri sinek saz....
Yarın seçim var! Nerde mi var? Hollanda denen ülkede. Bu ülkede kimin düdüğü çalıyor? Küresel-emperyal sermayenin! Yönetim biçimi ne? Monarşi ve parlementarizim! Uluslararası dostları yada dayandıkları güç kim? İngiltere ve Amerika. Dünya politikalarında bu yakınlık açıkca görülür. Kısacası şu anda dünyayı yöneten kasıp kavuran ve sömüren güçlerle ortak! AB birliğnde pek esamesi yok ama yinede kurucu üye.
Hollanda'nın Türkiye ve Hollanda'daki Türkler ( Türkiye vatandaşları konusunda ) izlediği politika nedir? Asimilasyoncu, yıkıcı, ayrımcı ve de ırkçıdır! Hali hazırda Balkenende hükümetleri döneminde de anti Türkiye ve Atatürk Türkiyesine karşı her kalkışı ve düşmanca saldırıyı desteklemiş ikili anlaşmalarına sadık kalmamıştır. Mesale Ermeni lobisi, etnik-kürt bölücülüğü, radikal-dinci, ılımlı-islamcı ( Ne demekse?) demokrasiye, sosyal hukuk devletine, ülkenin birliğene karşı olan her hakarete, hoşgörü göstermesinin ötesinde, açık ve gizli destek vermektedir. Mesale son olaylarda İsrail´e açıkca arka çıkan tek ülkedir. Oluşturulmak istenen bir uluslarası komisyona karşı çıkmaktadır. Italya da Berlisconi gibi bir diktatöre ve imparatorluğuna bu konu " onların içmeselesidir" diyerek destek vermiştir. Ama konu Türkiye olunca durum değişiyor, hemen akıllarına demokrasi ve özgürlükler insan haklarını geliyor, ülkenin DNA sına kadar karışma cüretini kendilerine hak bilmektedirler, desteklerini hiç esirgemedikleri Akp ve oluşturduğu KORKU DÜZENİ ne koşulsuz arka çıkmıştırar, taki Akp çıkarlarına ters düşene kadar!
Bu politikaların sorumlusu kimler? Dediğim gibi kaderini küresel sermaye-çete ile birleştirmiş Hollanda gericiliği. Gericilik diyorum çünkü her türlü çağdışı, gerici-ırkcı, anti demokratik harakete ve güce destek vermekte vede yandaş olmaktadır. Bu çirkefliğin bir diğer sorumlusu iktidardaki Partilerdir. CDA, PvdA,VVD vs... Medya denen canvarın adını anmak bile istemiyorum. Birde bunlara oy veren SUSAN, ONAYLAN bizleriz!
Bu partilerde bizlerden yani Türklerden oy isteyen ( Ermeni, Kürt demiyor, özellikle oy zamanı hatırlayıp Türkler diyorlar) ister Türkiye kökenli aday olsun isterse diğerleri, Türke ve Türkiye ye yönelik her türden hakarete ve haksızlığa ise hiç seslerini çıkarmazlar. Türk sesini duyurmaya, hakkını istemeye tavrını belirtmeye gelince “ DUR! Burası Hollanda! Ya bize uyarsın yada susarsın, susmazsan kendini kapının önünde bulursun!" tehdidini gizlemeden soyleyerek EVSAHiPLİĞİ (!) yapanlar. Başkalarına/kendileri ile isbirligi yapanlara gelince ( her önüne gelen kızdımı Türkiyeye ve Türklere çatar, ve nerdeyse Türk ve islam uzmanı kesilir!) nedense çok demokrat oluyorlar!
Son bir örnekle bu konuyu bağlamak istiyorum. Hatırlanacağı gibi iranlı bir mülteci Ressamın-kolajcı desek daha doğru olur, Hz. Muhammed ve HZ. Aliyi eşcinsel gösteren ve rencide edici eserini sanat eseri diye MÜZEDE SERGİLEMESİNE izin verenler, nedense siyonizme çatan ve eleştiren her kimseyi, yada sadece kendilerinin karar verdiği, “Ermeni soykırımı” suçlamalarını kabul etmeyen herkesi, ırkçılıkla itham edip cezayı yaptırımlarla susturmaktadırlar. Kendi gibi dülşünene özgürlük düşünmeyene ise “canın cehenneme” AFORUZU layik görülmektedir!
Sormak lazım.Kim bu kararları alıyor ve uygulamakta? Sözde uygar ve özgür Batı-Avrupa! Alın size yeni faşizim, ikiyüzlülük ve barbarlık vede ırkçılık! Balkanlar da, Ortadoğu da, Kafkaslar da milyonları ( müslümanı) kıyanlar ne adına yapıyorlar? DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK! İşte salt bu yüzden bile; IRAK’A, AFGANİSTAN’A müdahaleye karşı çıkan, SP’ye oyum! En azından emperyalist işgale karşı çıktı.
Türk vatandaşı olup, Türkiye'nin nimetlerinden faydalanan bir SÜRÜ göçmen, Türkiye’ye ve Türk milletinin tarihine kültürel mirasına karşı, vurdum duymaz, nankör, ve de ihanet içinde olurken sessiz kalmak utanç duyulacak bir durumdur. Bir İNSAN, bir MÜSLÜMAN, bir TÜRK ve bir Hollanda vatandaşı olarak beni rahatsız etmektedir.YA SİZİ?
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : BU KEZ OYUMU,IRAK´IN AFGANİSTAN´IN İŞGALİNE KARŞI ÇIKAN SOSYALİST PARTİ´YE ATIYORUM! |
7/6/2010 - Amsterdam Vondelpark mei 2010 |
Mayıs ayının güneşli havalarında öylen ve akşam saatlerinde fırsat buldukca, Amsterdam'ın şehiriçi ve şehirdışı parklarında ve kanal kenarlarında, sokaklarda, evlerin önlerinde gözüme ilişen gülleri çiçekleri ve hoşuma giden görüntüleri amatör dijital kameramla kayda geçirme merak bundan 15 yıl önce başlamıştı ancak bu bahar nedense daha yoğunlaşmaya başladım.
Yine mayıs ayının son güneşli günlerinden bir gün öyle vakti A&H isimli süpermarketten öylen azlığımı alıp, Vondelpark’a yöneldim. Bu parkın benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Burası, her canım sıkıldığında ve kendimi yanlız hissettiğim günlerde bana yoldaş oldu.
Gerek bitki örtüsü çeşidi, gerekse de estetik yanı ile hep kendimi arayıp bulduğum bir sıgınak olmuştur. Uzunluğu iki kilometreyi ve genişliği bir kaç yüz metreyi bulan parkın girişinde bir de Vondel isimli ünlü tiyatrocu -yazar kişinin anıtı bulunmaktadır. Bu ünlü kişinin adını alan parkın özelliği; yerlilerin yanısıra turistlerin de gezip dinlendiği, sıcak havalarda güneşlendiği, gençlerin buluşup eğlendiği, çocuklu ailelerin uğradığı, cafe-barların geç saatlere kadar açık olarak hizmet vermesidir.
Parkın sürekli kalıcı konukları ise balıklar ve kuşlardır. sayıları ve çeşidi artan kuşların bir kısmı sezonluk uğrarlar. Belli bölümlerinde köpeklerde serbestce dolaşmaktadır. Bu park şehrin adeta nefes borusu gibidir. Kış yaz demeden açık olan ve sürekli bakımı ve yenilenmesi çalışmaları süren bu parkta, haziran ayı başından agustos sonuna kadar her yıl düzenli yaz proğramları düzenlenir. Parkın ortasında bulunan açık hava sahnesinde düzenlenen proğramlarda, müzik, tiyatro ve dans gösterileri yer alır. 2005 yılından önce kadar çok kültürlü bir proğram sunulan bu sahnede artık küreselleşmenin ters etkisi ile olacak ki, daha çok yerli bir içeriğe bürünmektedir. 2003 yılının Haziran ayı başında üç güne yaydığım, Troya vakfı adına Turkseparade isimli bir proğram da ben organize etmiştim. O proğramın tadı ve etkisi hala geçmiş değil. Belki bir gün yeniden diyerek şimdi yazımı noktalıyorum.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : amsterdam vondelpark,mei |
30/5/2010 - MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAYABİLMEK! |
“Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
1908 (Atatürk'ün S.D.V, s. 112)
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : MUSTAFA,KEMAL,ATATÜRK'Ü,ANLAYABİLMEK! |
25/5/2010 - Mayısda nede delidir gönlüm |
...
mayısda nede delidir gönlüm
ve nede etse yeridir gönlüm
...
yer dedimde
24 mayıs 2010 günü
amstelkanalı kenarında bir yürüyüş eyledim
fotoğraf kamerama takılan görüntülerden bir kaçını buraya aktardım
umarım beğenilir.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : mayısda,nede delidir gönlüm |
23/5/2010 - Mayısda bir başkadır bahar |
Mayıs ayı için o kadar çok güzel söz edilmişki ben yenisini eklemeyeceğim. Sadece çiçeğe konmuş olarak grörüntülediğim bir bal arısının fotrafını ekleyerek; mayısı doğasıya yaşayınız dileğimi iletmek istiyorum.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : bal arısı,her çiçeğe konmaz |
17/5/2010 - Şeref ACER dostumuzu ebedi hayata yolcu ederken... |
Bugünlerde bir dostumun bana tavsiye ettiği, " Bir ben var benden içeri " isimli romanı okurken yeni bir ölüm haberini almış olmanın üzüntüsü içinde, şu soruyu tekrardan kendi kendime sormaktayım. Hayatın ne kadar içindeyim ve ne kadar da O benim içinde? Bedenen aramızdan ayrılan yakınlarımız, dostlarımız ve sevdiklerimiz, farkında olalım yada olmayalım, ruhen hep aramızda olacaklardır.
Şeref ölmedi aramızda hep olacak. O sima her hatırlayışta ve karşılaşmada var olacak. Ruhun şad olsun.
Mütavaziliği, çalışkanlığı, romantizmi ve heyacanlı kişiliği ile örnek bir insan olarak eksikliğini duyumsayacagım.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : Şeref,ACER,,dostumuzu,ebedi |
4/4/2010 - Sözde, BiR NİSAN ŞAKASI nereden çıkmıştır? |
Bir Nisan şakası deyip geçmeyin. Ödünüzü hoplatan sözde şakalar, ardından koparılmaya çalışılan avantaların, gelin tarihine ve nasıl ortaya çıktığına ve de nasıl farkında olmadan kabullendiğimize İlhan Dülger' in kaleminden bir göz atalım.
Bir Nisan Nedir?
Veya Nisan bir Nedir?
1 Nisan'ın tarihçesi;
15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır.
Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.
En sonunda 31 Mart gecesi kalenin önüne gelerek bir elinde Kur'an bir elinde İncil; 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.
Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz,' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size verilmiş bir sözüm yoktur,' diye cevap verir ve BÜTÜN MÜSLÜMANLAR ORADA ŞEHİT EDİLİR.
800 yıllık muhteşem Endülüs medeniyeti bir "hile" ile tamamen bitirilmiştir.
İşte o gün bugündür 1 Nisan Hıristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaya başlanmış, şonra küçük hilelere şaka denilmiş, zamanla bazı ülkelerde farklı anlamlar da kazanmıştır.
Maalesef, Batı taklitçisi bir kısım halkımız arasında da yaygınlaşmış, binlerce Müslüman'ın katliam günü olan 1 Nisan'lar, bir şaka günü gibi görülmektedir.
İlhan Dülger
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı • Etiketler : Sözde,,BiR,NİSAN,ŞAKASI,nereden |
|
Hakkımda
Aşılmayan yol, erişilmeyen hedef yoktur.
AHMET YALÇIN YILDIRIM
Kategoriler
Kanallarım
GünlükSiyasetHobiHaber
Etiket Bulutu
eksik etik tulpia edebiyat platformu tulpia edebiyat festivali troya bu sıralar uyur gezerim ama genede ben bebek katillerinin gülücükleri varken ağlayamam şiir ve şarap ve de şair geleceğe ve geçmişe dair söylenecek şeyler var hala bu kuzular anan kuzusu hakikatten Bizim Yolaşan ne sen eskidin ne de sevdamız pir olan neler bilmeli pirlik ve taliplik Şiir ve Şarap Sohbeti Amsterdam Okan Akın Sanat Atölyesi hava parasız su kaynaktan benim doğduğum yerde
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım
|